8 Ağustos 2010 Pazar

Mehmet Emin Tokadi Hz.nin Hayatı

Allah cümlemizin yardımcısı olsun...

İstanbul velilerinin büyüklerindendir.Bir defa Kâbe’de Rukn-i Yemânî'de yaslanmış halde iken, bir kere Mısır'da ve bir kere de İstanbul'da Fatih Camii civarında Hızır Aleyhisselam ile görüşmüştür.


Adı Mehmed Emin b.Hasan b.Ö­mer Nakkaş Tokadî'dir. Lakabı, Cemaleddin, Künyesi Ebü'l-Emâne ve Ebu Mansur'dur. Aziz Mahmud Emevî dervişlerinden bir zatın oğludur. Hicri 1075 (m.1664) yılında Tokat'ta doğdu. 1158 (m.1745) yılında İstanbul'da vefat etti. Kabri, Unkapanı'na inen cadde ile Zeyrek Yokuşu'nun kesiştiği tepe üze­rinde, Soğukkuyu Piri Paşa Medresesi kabristanındadır. Kendisini vesile ederek, kabri başında yapılan dua müstecaptır. Tanıyıp sevenler, kabrini ziyaret ederek kendisinden feyz almakta ve muradlarına ka­vuşmaktadırlar. Mehmed Emin Efendi Hazretleri, ilim tahsiline memleketinde başlayıp, bir müddet sonra 1698 yılında İstanbul'a geldi. Şeyhülislam Mirzazâde Mehmed Efendi'den uzun süre dersler alıp, çok iyi bir duruma geldi. Mekke'ye giderek Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nden Tasavvuf ilmini öğrenip, tasavvufta talebe yetiştirecek duruma geldi. İkinci kere Hicaz seferinde Hadis âlimlerinden Ahmed Nahlî'den hadis ilmini öğrenip icazet aldı. Ayrıca İstanbul'a ilk geldiğinde, ilim tahsili sırasında hat (yazı yazma) sanatını Yedikuleli hattat Abdullah Efendi'den öğrendi. Değişik hat çeşitlerinde marifet sahibiydi. Mehmed Emin Tokadı Hazretleri, İstanbul'a ilk geldiğinde, birkaç ay Piri Paşa Medresesi'nde kaldı. Bu sırada Maşruznâmeci Ali Efendi adında bir zatın oğluna ders vermeye başladı. Daha sonra Ali Efendi'nin evinde kalmaya başla­dı. Bu sırada Şehzâdebaşı Camii'nde de talebelere dersler verdi. Tüm bunlar kısa sürede tanınmasına vesile oldu. Ali Efendi'nin 1702 yılında Edirne'ye tayini üzerine, onunla birlikte Edirne'ye gitti. Bu sırada Ali Efendi'nin oğlu vefat etti. Bunun üzerine Edirne'yi bırakıp hacca gitmeye karar verdi. Karar verdiği günün sabahı, Edirne'de, Saraçhane yakınındaki çalıştığı dairesine gitmek üzere evden çıkmıştı. Yolu meş­hur Kadiri Şeyhi Kasabzâde Muhammed Efendi Hazretleri'nin dergâhına uğra­dı. Oraya yaklaşınca, Muhammed Efendi'nin oğlu Abdülkadir Efendi'nin, dergâhın önünde beklediğini gördü. Abdülkadir Efendi yanına yaklaşıp: "Babam sizi dergâhta bekliyor. Buyursun, bir kahve içelim diyor" dedi. Bu davet üzerine Kasabzâde Muhammed Efendi'nin huzuruna varıp elini öptü. Oda: "Safa geldiniz Hacı Emin Efendi" dedi ve elinden tutup odasına götürdü. Oturup sohbete başladıkları sırada Mehmed Emin Efendi: "Elhamdülillah, bizi hacc-ı şerif ile müjdelediniz" deyince, Muhammed Efendi Hazretleri: "Evet, siz bu gece hacca gitmeye niyet ettiniz. Biz de tebrik ettik" deyip sohbete başladı. Sohbet sırasında Mehmed Emin Efendi'ye, fıtraten yüksek bir kabiliyete sahip olduğunu ve çok büyük nimetlere kavuşacağını müjdeledi. Mekke'ye vardığında, evliyanın büyüklerinden, İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin üçüncü oğlu Muhammed Ma'sum Farukî Hazretleri'nin yetiştirdiği yedi bin evliyadan biri olan Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nin huzuruna gitmesini, kendisinin de selam ve hürmetlerini arzederek, onun talebesi olmasını tavsiye etti. Mehmed Emin Efendi, bu zatın yanından ayrıldıktan sonra, Başruznameci Ali Efendi'ye de giderek hacca gideceğini söyledi. Ali Efendi memnun olup, ona yolda harcaması için bir miktar para verdi. Mehmed Emin Efendi, bundan sonra birkaç gün içinde bütün dostlarıyla vedalaşıp İstanbul'a gilmek üzere yola çıktı. İstanbul'da hacıları götürecek gemiye bindi ve on gün sonra Mısır-Kahire'ye vardı. Oradan da bir kafile ile Mekke'ye hareket etti. Mehmed Emin Tokadî Hazretleri'nin hayatının önemli bir bölümü bu yolculuğu ile başlamış oldu. Ahmed Yekdest Hazretleri ile tanışmak ve tale­beleri arasına girmek onun için çok önemli bir hadise idi. Onun yanında tam üç yıl kadar kaldı. Manevî sülukünu tamamladı ve kendisinden hilafet aldı. Ahmed Yekdest Hazretleri ile görüşmesini şöyle anlatır: "Mekke'ye varınca, ilk gün Kâbe'yi tavaf ve ziyaretle geçti. Ertesi gün sabah namazını Harem-i Şerifte kıldıktan sonra dışarı çıkacağım sırada, Harem-i Şerifin bir köşesinde, otuza yakın kimsenin halka halinde oturduklarını gördüm. "Niçin böyle halka olmuşlar acaba? Ders için hocalarını mı bekliyor­lar?" diyerek yanlarına yaklaşıp oturdum. Hepsinin başlarını eğip edeple otur­duklarını gördüm. Ben de oturup başımı eğerek bekledim. Bir ara başımı kaldı­rıp baktığımda, halkanın ortasında duran bir zatı karşımda gördüm. Dikkatle bana bakıyordu. Bakışlarından ve heybetinden ürperip başımı eğip gözlerimi yumdum. Bir müddet de öyle durduktan sonra, yine dikkatle bana baktığını gördüm. Sonra o zat ellerini kaldırıp dua etti. Duadan sonra Fatiha okundu ve herkes kalkıp dağılmaya başladı. Ben de kalkıp giderken o mübarek zat bana yaklaştı. Yanıma gelip selam verdi ve: "Hoş geldin Emin Efendi" dedi. Halimi hatırımı sordu. Sonra beni yanına alıp, Harem-i Şerifin yakınında bulunan evine götürdü. İçeri girip oturduktan biraz sonra hizmetçisi sofrayı kurdu. Sofrada sıcak bir ekmek ve fincan içinde içecek bir şey vardı. O mübarek zat ellerini ekmeğe uzatınca, bir elinin bileğinden kesik olduğunu gördüm. Hemen Edirne'deki Şeyh Muhammed Efendi'nin tavsiyesi aklıma geldi. Bahsettiğinin bu mübarek zat olduğunu hatırladım. Fa­kat o anda selamını söylemeyi unutmuşum. Yemekten sonra yolculuğumdan, gezip dolaştığım yerlerden sorup cevap aldıktan sonra: "Edirne'de size emanet edilen şeyi unuttunuz" buyurdu. Hemen Edir­ne'deki Muhammed Efendi'nin selamını hatırladım ve söyledim. O da muhab­bet ve sürür içinde selamı aldı. Artık beni talebeliğe kabul edip, ders vermeye başladı ve Allahü Teala'nın ismini zikretmemi söyledi ve sonra da şu beyti okudu:

Otuz kırk yıl geçince eylemiş tahkik-i Hâkânî.


Ki birdem Hakk'ı zikretmek değer mülk-i Süleymânı.

Sponsorumuz...

Bundan sonra dille anlatılamaz hallere ve nimetlere kavuştum. Farsça bildiğim için, çoğu zaman Farsça kelimelerle konuşurdu. Benden iki yıl önce huzuruna gelen Tatar Ahmed Efendi adında bir zat ona hizmet ediyordu. Ben huzuruna kavuşunca, Tatar Ahmed Efendi'yi, Medine'de bulunan ve orada in­sanlara rehberlik yapan talebesi Abdürrahim Buhari'nin yanına gönderdi. Son­ra benim İstanbul'a döneceğim sırada Tatar Ahmed Efendi'yi tekrar Mekke'ye çağırıp, icazet vererek Anadolu'ya insanları irşad için gönderdi. 1702 yılı hac mevsiminden, 1705 yılı hac mevsimine kadar, üç yıl bo­yunca, Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nin hizmetinde, derslerinde ve soh­betlerinde bulundum. Daha sonra 1705 yılında, hacıların dönüşü sırasında, ho­camın izni üzerine İstanbul'a döndüm." Mehmed Emin Tokadı Hazretleri, İstanbul'a döndükten sonra, hocasının talebelerinden Muhammed Kumul Efendi'nin evine yerleşti ve İstanbul'da beş yıl daha kaldı. Bu sırada Nakşibendiyye, Kadiriyye, Şazeliyye ve Şettariyye kollarında yetişmiş bulunuyordu. Bir ara Muhammed Kumul Efendi ile önce Habeşistan'a, daha sonra Kudüs'e gitti. Oradan Mekke ve Medine'ye gittiler. Bu sırada hocası Ahmed Yekdest Hazretleri vefat edeli dört yıl olmuştu. Mehmed Emin Tokadı Hazretleri'nin bu seyahati tam altı yıl sürmüştü. Bu sırada Kudüs'te Ahmed Nahlî'den hadis ilmine dair icazet aldı. Medine'de Abdürrahim Buhari ve Beşir Ağa ile sohbetlerde bulundu. Daha başka birçok büyük zevatla bir araya geldi. 1717 yılında tekrar İstanbul'a döndü. İstanbul'da, Muhammed Kumul Efendi'nin evinde üç yıl daha kaldı. Bir aralık Filyokuşu'nda da oturdu. Yine bir süre Eyüp Sultan'da, Ebu Eyyüb Halid Hazretleri'nin türbesinde türbedarlık yaptı. Bundan sonra kendisine Ravza-i Mutahhare'de Rasulüllah Efendimizin türbesinde türbedarlık verildi. Bu göreve getirildiğinde, kavuştuğu nimete şük­rederek: "İki cihan sultanının türbesinde bekçi ve hizmetçi oldun. Onun yüksek kapısının süpürgecisini, Mevla mahrum eylemez, zarara uğratmaz. Cihanın sultanı olan Rasulüllah'ın hizmetçisini kimse incitmez. Ey Emin! Sana müjde­ler olsun! Rasulüllah Efendimiz'in kapısında zahiren ve bâtınen hizmetçi ol­makla şereflendin" manasında bir şiir söyledi. Talebelerinden Seyyid Yahya Efendi anlatıyor: "Bursa'da medfun bulunan İsmail Hakkı Hazretleri vefatına yakın bir zamanda, talebelerinden Ivaz Mehmed Paşa'yı, Yeğen Mehmed Paşa'yı ve Ha­cı Ahmed Paşa'yı tasavvufta yetiştirilmeleri ricasıyla Tokadı Hazretleri'ne göndermişti. O da onlarla ilgilendi ve bunlardan Yeğen Mehmed Paşa, çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1737 yılında Avusturya seferini yapmakla gö­revlendirildi. Yeğen Mehmed Paşa bu sırada I. Mahmud Han'ın vezir-i azamı idi. Yeğen Mehmed Paşa, Emin Tokadî Hazretleri'nin seferden dönünceye kadar kendi evinde kalmasını istedi. Hazret bunu kabule yanaşmadı. Ağlayarak ricada bulununca, paşaya: "Bizi eve davet etmenizi kim tavsiye etti?" dedi. O da: "İşlerin çokluğu sebebiyle benim aklıma böyle bir şey gelmemişti. Fakat Dârü's-Seâde Ağası (İstanbul Valisi) Beşir Ağa biraderiniz hatırlattı" dedi. Emin Tokadî Hazretleri, ordunun zaferle dönmesi için çok dua etti. Talebesi Seyyid Yahya Efendi anlatıyor: "Bir sabah huzuruna gittiğimde, hastalanmış gördüm. Benden ilaç istedi, temin ettim. İlacı kullandı. Sonra birlikte talebelerinden Kafesdâr Abdülbâkî Efendi'nin evine gittik. Bu talebesi, Mehmed Emin Efendi'nin neşeli halini gö­rünce bana: "Hamdolsun İslam askeri mansur ve muzaffer olmuştur. İnşallah birkaç güne kadar fetih haberi gelir" dedi. Dört gün sonra Tatarlar İstanbul'a fetih ha­berini ulaştırdılar. Seferden dönen Yeğen Mehmed Paşa doğruca Mehmed E­min Tokadî Efendi'nin huzuruna geldi. Ağlayarak ayaklarına kapandı. Her ikisi de bir müddet birlikte ağladılar. Paşa seferde olan bitenleri Emin Efendi Hazretleri'ne anlattı. Koynundan iki atlas kese altın çıkarıp, seferde iken fakirlere vermek üzere adadığını bildirdi. Mehmed Emin Efendi, paşanın tutumundan memnun kaldı. Bir defa Kâbe'de Rukn-i Yemânî'de yaslanmış halde iken, bir kere Mısır'da ve bir kere de İstanbul'da Fatih Camii civarında Hızır Aleyhisselam ile görüşmüştür. Uzun bir nasihati içinde yer alan kendi hal tercümesi ile ilgili birkaç cümlesini teberrüken aktarıyoruz: "Bir hakir, günahkâr, aslen Tokat'ta doğdum. Elli yıla yakın bir zaman­dan beri İstanbul'da yerleşmiş durumdayım. İtikadda mezhebim Ehl-i Sünnet vel Cemaat olan Ebu Mansur Maturidî'nin mezhebidir. Amelde mezhebim, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri'nin mezhebidir. Meşhur bilinen ismim Muhammed Emin, künyem Ebü'l-Mansur, Ebü'l-Eman'dır. Babam Tokat sakinlerinden Hasan b.Ömer'dir. Sevdiklerime ve dostlarıma son diyeceklerim şunlardır: Bu kusurlu kulu hatırlarından çıkarma­yıp, Kur'an-ı Kerim okuyup, ruhuma hediyeden, hayır duadan unutmayalar, malımın en temizinden, helalinden yüz kuruşu teçhiz ve tekfinime ve yirmi iki kuruş ıskatıma sarf edeler. Varislerime, aile fertlerime vasiyetim şudur: Dostların sözlerine razı olup, mahkemeye gitmeyeler. Birbirine rıza gösterip mücadele ve muhasama etmeyeler. Herkes biliyor ki, dünya fani, ahiret bakidir. Allahü Teala'yı çok anıp zikredeler. Çünkü bütün saadetlerin başı budur. Herkese gönül hoşluğu ile kıyamete kadar hakkımı helal ettim. Kimsede hakkım yoktur..." Mehmed Emin Tokadî Hazretleri'nin Arapça, Türkçe ve Farsça eserleri vardır. Eserlerinden bir kısmı şunlardır:




İrşâdü's-Sâlikîn,


Risâletü'l-Etvar,


Şerh-i Kasîre-i Askalânî,


Tuhfetü'l-Tullâb,


Hülâsa-i Tarikat.


Yüce Allah sırrını takdis buyursun, rahmetine gark eylesin.


Mehmet Emin Tokadinin Hayatının anlatan film.


http://video.google.com/videoplay?docid=3360859431684663008#
 
 
İSTANBULUN 3 BÜYÜK EVLİYASI
 
Türbe Ziyaretleri

ZİYARETGÂHLAR



İstanbul'un 3 Büyük Evliyası: İstanbul'da medfun olan ashab-ı kiram hazeratından sonra en yüksek evliyanın üç kişi olduğuna dair genel bir kanaat vardır.

1) Abdülfettah-ı Akri Hz: Mevlana Halid-i Bağdadi Hz'nin vasiyetinde de adı geçen önemli halifelerindendir, aynı zamanda Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Hz'nin hocasıdır, İskenderpaşa Cemaati ve İslam ansiklopedisi bu hocanın adını bir okuma hatasından ötürü el-Ukari diye yanlış olarak ifade ediyorlar ve bu zatın meşhur Akri Hz olduğunu bilmiyorlardı; kendilerini bu durumdan haberdar etmişimdir. Türbesi Bağlarbaşı'nda Kartal Baba camiinin yanındaki kabristandadır. Ziyaret için Üsküdar'dan Koşuyolu minibüsüne binip askerlik şubesinde ineceğinizi söyleyiniz. Bu ziyareti yaptıktan sonra bir kaç dakika yürüyüp Karacaahmet mezarlığını da ziyaret edebilirsiniz, burada meşayihten Süleyman Hilmi Tunahan Hz ve Seyyid Cemaleddin Gazikumuki Hz'nin yanısıra hattat şeyh Hamdullah, şair Nabi gibi nice büyük zatı ziyaret edebilirsiniz. Üsküdar'a döndüğünüzde Yeni Valide camiinin yanından yukarı doğru 100 m kadar yürüp sağa saparak yokuşu çıkın, biraz ileride Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin camii ve türbesini bulacaksınız, vefatından sonra kendisini ziyarete gelenler için dua etmiş bu muhterem zatı mutlaka ziyaret ediniz.

2) Mehmed Emin Tokadi Hz: Fatih'te Kadınlar Pazarı'ndan Unkapanı'na doğru Zeyrek yokuşundan indiğinizde yolun karşısına geçmeden biraz ilerleyince yukarıda bir mezarlık göreceksiniz, burada Muhammed Masum Hz'nin halifelerinden Ahmet Yekdest Hz'den hilafet almış olan büyük Nakşibendi şeyhi Mehmed Emin Tokadi Hz'nin kabrini göreceksiniz, yanıbaşında da onun öğrencisi ve Mektubat'ı türkçeye çevirmiş olan alim ve edib Müstakimzade'nin kabri bulunmaktadır. Zeyrek yokuşundan inerken şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'ye de dua etmeyi unutmayın, kabri oralarda bir yerlerde ama kesin yerini bilmiyorum. Kadınlar Pazarı Aksaray'dan Unkapanı'na inen caddenin bir paralelindedir, Fatih camiinin önünden geçen Fevzi Paşa caddesinden 3-4 dakikada yürüyerek ulaşabilirsiniz.

3) Murad-ı Münzavi Hz: Eyüp Sultan ziyaretinden sonra Edirnekapı minibüsüne binin, şoföre Nişanca hizasında indirmesini söyleyin, 2 dakikada oraya varacaksınız. Yolun karşısına geçin ve içeriye doğru yürüyün, 4-5 dakikada Nişanca meydanında olacaksınız. Burada Muhammed Masum Hz'den hilafet almış büyük Nakşibendi şeyhi Murad-ı Münzevi Hz'nin tekkesini ve içerideki kabrini ziyaret edebilirsiniz. Bu ziyareti tamamladıktan sonra 100 m kadar ileride büyük Halveti şeyhleri Abdülmecid Sivasi ve Abdülehad-ı Nuri Hz'nin türbelerini muhakkak ziyaret edin. Minibüsten indiğiniz yere dönüp aynı hattın minibüsüne binerek Edirnekapı Şehitliği'ni ziyaret edebilirsiniz.



Edirnekapı Şehitliği: Eyüp Sultan ziyaretinden sonra meydandan Edirnekapı minibüsüne binin ve şoföre sizi Edirnekapı'da Hava Şehitliği'nde indirmesini söyleyin, indiğinizde yolun karşısına geçin ve yol boyunca uzanın mezarlıklardan kapının biraz ilerisinde cami göreceğiniz girişten girin. Aşağıya inen yolda ilerleyip biraz sonra sola sapar ve ilerleyin; çevresi alçak ve yeşil parmaklıkla çevrilmiş bir kabir arayın, bunlardan bir kaç tane var; birinde Mehmed Zahid Kotku Hz'nden önceki iki şeyh olan Abdülaziz Efendi Hz ve Hasib Efendi Hz yanyana yatmaktadır. Biraz önce sözünü ettiğim yoldan aşağıya inerseniz bir tabela ile Ali Haydar Efendi Hz'nin kabrinin işaret edildiğini göreceksiniz ki kendisi İsmailağa cemaatinin şeyhi Mahmud Efendi Hz'nin şeyhidir. Yolun sonuna indiğinizde ise Gönenli Mehmed Efendi'nin kabrini göreceksiniz. Bu kabristanda hazırladığı ilmihaliyle bildiğimiz Ömer Nasuhi Bilmen ve yine İmam Hatip okullarının a.ılmasında büyük emeği geçmiş olan Celaleddin Ökten Hoca'nın kabirleri de bulunmaktadır.



Eyüp Sultan Ziyaretinden Sonra: Eyüp Sultan ziyaretinden sonra camiinin dış kapısının karşısında 30 m ilerideki hazirede şeyhülislam Ebussuud efendiyi ziyaret edebilirsiniz, burada bir de şeyhülislam İbn-i Kemal Hz'ne dua ediniz, kabri bir yol çalışması yüzünden yüzlerce yıldır bulunduğu Edirnekapı'dan taşınmış, yeni yeri belli midir onu da bilmiyorum. Yine caminin kapısından çıkıp sağa doğru yürüdüğünüzde karşılaşacağınız yokuşun başında durup tepeye kadar uzanan o büyük kabristanda yatan zevata da dua etmeyi en azından 11 ihlas ve bir fatiha okumayı unutmayınız. Yokuşun sonu Piyer Loti tepesine çıkar; manzarası güzel ancak buraya geçen asırda bu ismin verilmesi herhalde ahir zaman alametlerinden biridir diye düşünüyorum.



Yeraltı camii: Karaköy'de iskelenin bir paralelindeki sokakta bulunan Yeraltı camii'nde sahabe veya tabiinden olan üç zat medfundur, burası da ziyareti ihmal edilmemesi gereken bir yerdir.



Yuşa a.s. Makamı: Yuşa a.s.'ın türbesi veya makamı olduğu söylenen bu yerde bulunan 17 m'lik türbe medfun olan zat veya zevatın tam yeri bilinmediğinden büyük tutulmuştur. Beşiktaş'ta dergahı olan Yahya Efendi tarafından keşfen bulunduğu söylenen bu yerin mübarek bir yer ve ziyaret edilmesi gereken bir makam olduğunu meşayihten Mehmed Zahid Kotku ve Abdülaziz Bekkine hazeratının gençken birlikte sık sık burayı ziyaret etmelerinden anlıyoruz, vapurla giderken de Kuddusi Hz'nin menakıbını okumayı adet edinmişler. Yine onlar gibi gönül gözü açık bir başka yüce zat da Süleyman Hilmi Tunahan Hz'nin şeyhidir, Buhara'lı olan bu zat burada gördüğü nurlara taaccüb edip kimin türbesi olduğunu sormuş. Buraya gitmek için Üsküdar'dan Beykoz otobüs veya minibüsüne binip sonra Beykoz'da Anadolu Kavağı otobüsüne binmek gerekiyor, şoföre sizi Yuşa a.s. türbesinden indirmesini söyleyiniz, indiğiniz yerden 5 dakika yokuş çıktıktan sonra türbeye varacaksınız. Türbe ziyaretinden sonra oradan bir de Boğaz'ı seyretmenizi tavsiye ederim. Eğer otobüs yerine minibüs kullanırsanız zamandan tasarruf etmiş olursunuz. Boğaz'ın karşı kıyısında bu türbenin karşısında Rumelikavağı'nda Telli Baba türbesi vardır, bu türbeyi piyangocu Nimet Özden yenilettirmiştir, o yüzden ziyarete uygun görmedim. Muzaffer Ozak Hz'nin Ziynetü'l Kulub'da 20 küsür sene çocuğu olmayıp burayı ziyaretinden sonra çocuk sahibi olmasından bahsetmesine gelince, Hazret burada şunu yazmamış ki çocukları ikinci eşinden olmuştur dolayısıyla bu türbeyi önemli bir ziyaretgah görmemek gerekir derim.



Süleymaniye Camii Haziresi: Mehmed Zahid Kotku Hz, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Hz ve Gümüşhanevi dergahının 4 başka şeyhini Süleymaniye camii haziresinde ziyaret edebilirsiniz.



Fatih Camii Haziresi: Kültürümüzün büyük isimlerinden Ahmet Cevdet Paşa ve Ali Emiri burada medfundur.



Sünbül Sinan Efendi: Taksim veya başka müsait bir yerden Kocamustafapaşa otobüsüne binip son durakta inin ve Sünbül Sinan Efendi'nin türbesinin bulunduğu Kocamustafa Camii'ni sorun, bir kaç dakika yürümeyle varacaksanız. Camiiye girdiğinizde yolun iki tarafına dizili ecdad kabirlerine dikkat ediniz, bir tanesi meşhur hattat Hafız Osman'a aittir. Caminin bahçesinde bir de Hz Peygamber (a.s.v.) soyundan olup islamın ilk asrında bir İstanbul'un fethi seferinde buraya gelmiş ve vefat etmiş iki hanıma ait olduğu söylenen bir kabir daha vardır. Sünbül Sinan Efendinin halifesi Merkez Efendinin türbesi ise Zeytinburnu'ndadır, buradaki mezarlıkta İbnülemin Mahmud Kemal İnal, İsmail Saib Efendi, Mükrimin Halil Yinanç gibi kültürümüzün çok büyük isimleri de medfundur.



Emir Buhari Hz: Fatih camiinin önünden geçen Fevzipaşa caddesinde camiinin karşısında içeriye giren sokaklardan biri Emir Buhari Sokağı'dır, Ziya Şark Sofrasından sonraki 3. sokak diye de tarif edebilirim. Bu sokaktan girince hemen solda Emir Buhari Hz'nin türbesini bulabilirsiniz.



Mehmed Murad Efendi Hz: Fatih Çarşamba'daki İsmailağa camiine gidin, (yakın olduğundan bu ziyaret sırasında Sultan Selim camii'ne gidip Yavuz Sultan Selim'in türbesini de ziyaret edebilirsiniz) camiinin haziresinde meşhur şeyhülislam Ebu İshak İsmail efendi ve onun ailesinden 4-5 başka şeyhülislam ve kazasker medfundur. Caminin bu hazireye yakın kapısından çıkıp sola dönerek 100 m yürürseniz solda İsmet Garibullah Hz'nin tekkesini göreceksiniz, gayet güzel bir yer olan ağaçlarla dolu bahçesinde kabrini ziyaret edebilirsiniz. Bu zat İsmailağa cemaatinin şeyhi Mahmud Efendi'nin silsilesinden önemli bir Nakşibendi şeyhidir. İsmailağa camiisinin diğer kapısından çıkıp sağa döner ve birinci değil ikinci sokaktan içeriye doğru yürürseniz 60 m ileride sağda 19. asır Osmanlı hayatının önemli simalarından Nakşibendi şeyhi Mehmed Murad Efendi'nin yaptırdığı mesnevihaneyi göreceksiniz, burası kütüphane olarak da bilinir. Kendisi ve babası burada medfundurlar, kapı kapalı olduğundan dışarıdan dua okursunuz.



Yahya Efendi Dergahı: Beşiktaş'ta Yıldız Parkı'na çıkan yolun hemen yanı başından 20-30 m yokuş çıkarak ulaşabilirsiniz. Dergahın içinde Yahya Efendi'nin kabrini, haziresinde Nakşibendi şeyhi Abdülhay Öztoprak Hz'nin kabrini ziyaret edebilirsiniz. II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan ve daha pek çok şehzade ve sultan da burada medfundur. Boğaz'ın en güzel manzaralarından biri buradan izlenebilir.



Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi: Beşiktaş iskeledeki bu türbe maalesef senenin sadece üç günü 4 Nisan, 1 Temmuz ve 27 Eylül'de açılır. Bu günlerde boşsanız veya yolunuz oraya düşerse yanınıza bir Yasin cüzü alıp ziyaret ediniz. Başka zamanlarda türbenin dışından okumak elbette mümkündür. Türbe içerisinde bir kutuda sakal-ı şerif vardır, Hz peygamberden (a.s.v.) bir parça olduğundan tıpkı Medine'de Ravza'daymış gibi "esselatü vesselamü aleyke ya Resulullah" diye selamlayabilirsiniz.


DİLEK DULARI

Her dileğine Ayet-el Kürs'inin gücü (tecrübe edilmiştir..)



Cuma vakti hacetini söyleyip niyet edin ,şu şekilde ;ey rabbim hacetim şudur ,bu hacetim için Mehmet emin tokadi hazretlerinin ruhuna 786 adet ayetel kürsiyi adak adıyorum .. ve devam edin ; ey mehmet emin tokadi hazretleri ,benim derdim şudur ,dileğim şudur ,bu sebeple size 786 adet aytel kürsiyi adak adıyorum bana Allah rızası için yardım edin .. sonra diğer cuma vaktine kadar tesbihi bitirin ve cuma vakti duanızı teslim edin ..


İnşalllah hiç şaşmayan bi tesbihtir ,yürekten yakarınca mutlak olur ve sabır edin..


gerekirse tesbihi üçleyin ,,






Ben bu duayı 2 hafta önce okudum we teslim ettim.. Şimdi bir bir sonuçlarını alıyorum.. Rabbime binlerce şükürler olsun.. Şu an ayetel kürsiyi günde 200 tane okuyabiliyorum 2 saatte ve ben o duayı 2 günde bitirdim cuma saatini zor bekledim =))


Şimdiden allah kabul etsin..


2.DİLEK DUASI


Cuma günü kabul olan dua denenmiş..



arkadaslar merhaba öncelikle ablam tarafindan bizzat denenmis ve herseferinde denedigi ehrsey olmus ve her yapmasindada kabul oluyormus bana simdi diceksinizki sen neden denemedin yada bilmiosun biraz önce sans eseri ögrendim bende ondan sitede bulunan bir arkadasim icin dua etmeisni sitedim oda bana ben bu dualair okuyorum oluyor yaparim diynce ögrendim simdi gelelim duaya yalniz icten ve kalpten inanarak yapmaniz gerekiyor...Rabbim dualairnizi kabul etsin ben de bu cuma dneiycem insallah ablam surekli yaptigini ve her derdinde bisi oldugunda bunu yaptiginda hayirli ise oldugunu söyledi msnde yazar ayzmaz hemen kopyaladim yazmlarda hata olabilir yanlis algilamayin ltfen duznelme falan yapmadim






cuma gunu cuma namazindan önce sela ıle ezan arası


Allah rızası için 2 yada 4 rekat


namaz kılanacak


namaza baslamadan önce peygamberımıze salavat getırelecek ve dılegını soyleyıp namaza duracan


namaza bıttıkten sıonra slm verdıkten sıonra secdeden kalkmadan salavat getrıp dılegını soyleyıp elham ayetel kursı ve kadir suresını okuyup tekrar salavt getırıp dılegını muradını soyleyıp duanı yapıosun ve secdeden kalkıosun


Konu özel_01 tarafından (Dün Saat 19:49 ) değiştirilmiştir.


Ruhunda coşan aşkın Allah için değilse.


Akıtma yaşlarını;


Kalbinde alevlenen aşkın Allah aşkı değilse.


Eğer hakkı bulamazsan kapat gözlerini, gönlün mecazlarda zaten kapanmış.


“Vedüd” Rabbim seni bekliyordu sen aşkını Fanide harcadın…


Ey “ben” ümidimdir en kısa zamanda gerçek aşkı bulman…



En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. (Araf Suresi /180)

Sponsor Firmamız - Destek için girebilirsiniz...